7 Şubat 2008 Perşembe

4. TURİZMİN ÇEVREYE ETKİLERİ

Bugünün en önemli sektörlerinden biri olan ve daha da genişlemesi beklenen turizmin ekonomik, fiziki, sosyal ve kültürel etkileri mevcuttur. Bu etkiler kimi zaman iç içedir. Dolayısıyla kesin çizgilerle ayırmak güçtür ve çalışmamızın kapsamını aşacak nitelikte analizler içermektedir. Bu nedenle söz konusu etkileri burada genel olarak temel ayırımlarda özetlemekle yetineceğiz.(ÖZBEY, 2002,16)

4.1. Turizmin olumlu etkileri :

Fiziki: Doğal ve yapısal kaynakların korunması, yeniden, yapılandırılması ve güçlendirilmesine yardımcı olur. Uluslararası düzeyde kabul görülen kalite standartları ile doğal kaynaklara erişimi sağlar.Yerel insanların elde edebilecekleri, kaliteli fiziksel çevre düzenlemeleri teşvik eder. Geçmiş asırlardan kalan kullanılmamış, kıymeti düşmüş –örneğin, demiryolları, ardiye, liman, barınakların- kullanımı için ekonomik mantık yaratır ki, bu varlıklar (yapıtlar) çağdaş toplumca pek fark edilmemektedir.

Sosyo-Ekonomik: Yerel insanlara başka durumda ekonomik açıdan doğrudan katkısı olmayacak yapıtlar için piyasa, ekonomik değer oluşturur. Gelecek nesiller için koruma amaçlı gelir oluşturur. Küçük firmalar için yararlanma ve fırsatlar ortaya çıkarır. Sadece turizm faaliyetleri için değil, diğer destekleyici faaliyetler için de teşvik yaratır. Yerel insanların yaşam standartlarını, başka şekilde elde edilmesi güç olan vergi ve döviz gelirleriyle yükseltir. Restoran, spor tesisleri, yerel taşıma faaliyetlerini, yerel insanların kullanımına sunarak yaşam kalitesini yükseltir.

Kültürel-Eğitsel: Sanat, folklor, festival, tiyatro kalitesini yükseltir. Faaliyetleri destekler ve bunların sürdürülmesi için kaynak yaratır. Yerel sanat ve elişleri için piyasa oluşturur. Belirli bölgelerin yerel kimliklerini güçlendirir, yerel gururun arttırılmasını sağlar. Çevresel değerlendirmeyi hem ziyaretçilerin hem de yerli halkın anlaması için ortam yaratır.(MİDDLETON,1988,76)

Ekonomik: Turizmin gerek döviz kazandırma gerek turistik yatırım ve tüketim harcamalarının çarpan mekanizmasıyla gerekse vergi kaynağı olma özelliği ile ekonomide gelir yaratıcı etkisi olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu etki aynı zamanda kısa sürede ve düşük maliyetlerle istihdamı arttırıcı ve bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesine ilişkin olumlu etkiler de yaratmaktadır. (ÖZBEY,1995,25/37)

Bir anket çalışmasına göre, soru yöneltilen turizm şirketlerinin 2/3’i turizmin G.O.Ü.’lere iş sahası temini, eğitim, döviz girdisi, kültürler arası karşılaştırma ve farklı kültürler arasında ilişkiler konusunda olumlu katkısı olduğunu düşünüyorlar. Turizm sayesinde yerli halkın yaşam koşullarının iyileştiğini, seyahat acentalarının 1/3’ü düşünüyor. Ancak, sadece 1/7’si turizmin doğal çevreye olumlu katkısı olduğunu ve turizm beldelerinde turizmin gelişmesinden sorumlu olan kişinin ekolojik sorunlar ve azgelişmiş bölgelerin çevre korunarak imar edilmesi konusunda daha duyarlı hale geldiğini geldiğini söylüyor. (VİELHABER,1994, 24)

4.2. Turizmin Olumsuz Etkileri:

Ekonomik: Turizmin gerekli denetim olmadığı takdirde veya yanlış politikalar sonucu olumsuz ekonomik etkilere de sebep olabileceği savunulmaktadır.(OLALI,1990,388) Bunlardan bazıları; Ülke kaynaklarının (döviz çıkışı ve kar transferi yoluyla) ters yönlü bir ekonomik etki doğurabileceği, daha öncede değindiğimiz gibi- arazi fiyatlarının yükselmesinin ve kıt kaynakların kısa dönemli turistik çıkarlar için tahsis edilmesinin alternatif maliyet kazançları yükseltebileceği ve kaynakların yabancı sermaye tahsisi yoluyla bir kolonizasyona yol açabileceğidir. Artan dışa bağımlılık, suni fiyat artışları ve sermaye yoğunlaşması temel ekonomik sorunlar olacaktır.

Fiziki: Havaalanı, marinalar ve diğer tatil komplekslerinin kurulması toprakları aşındırmaktadır. Aşırı ziyaretçi akımı doğal çevre yapısını tahrip ederken, hayvan türlerini dışlayarak ekosistemi bozmakta ve çöp ve gürültü fazlalılığı yapmaktadır. Su ve toprak kaynakları, turizmin gelişim trendine göre yönlendirilmektedir.

Sosyo-ekonomik: Turizm çevreyi ticari bir araç haline getirmektedir; Yabancı turistlerin tüketim eğilimleri yapısına uygun yabancı mal ithali, bu bölgelerin kaynaklarının yurtdışına aktarılmasına neden olmaktadır. Sağlıksız bir piyasa yaratarak suç ve uyuşturucuyu arttırabilir. Gelişmiş ülke ahlak standartlarını yerel toplumlara tanıştırılarak, kent yaşamının öğesi olan şiddetin suçun ve hırsın artmasına, geleneksel değerlerin yok olmasına yol açabilir.(MİDDLETON, HAWKİNS, 1988,76) Turizme bağlı göç yaşanması beraberinde birçok sorunu da getirmektedir, özellikle tarımın ihmali söz konusu olabilir.

Kültürel ve Eğitsel: Yurtiçi (yerel) kültürel değerlerin ve sanat yapılarının kazanç amacıyla suni bir şekilde yeniden oluşturulmasını teşvik eder. Kültürün ticari bir turist atraksiyonuna dönüşmesi, doğal konukseverliğin kötüye kullanılması toplumun yerel değer ve kimliğini tahrip edebilir.

Özetle, Sanayileşme, nüfus artışı ve teknoloji ekseninde meydana gelen sorunlar mevcuttur. Kaynakların tüketimi, doğanın etkilenmesi, altyapı sorunlarının ortaya çıkması, artan turizm faaliyetleri sonucu ortaya çıkan kirlilik ve atıklar, bunların arıtımı ve yok edilmesi için fiziksel altyapı ve kapasite yetersizlikleri, tatlı su kaynaklarının aşırı kullanımı, ormanların yok edilmesi, kıyı ve plajların zarar görmesi, toprak erozyonu, biyolojik çeşitliliğin tahribi, kültürel mirasın zarar görmesi, hava ulaşımının ve kalabalığın yarattığı ses kirliliği, turizm sektörünün yarattığı başlıca olumsuz çevresel etkilerdir. Özellikle G.O.Ü.’de elektrik, su, kanalizasyon, arıtma, çöp toplama ve imhası gibi teknik altyapı donanımlarının yatak kapasitesindeki hızlı artışın gerisinde kalması ve üstyapının denetimsizliği bu sorunların başlıca kaynaklarıdır.

Turizmin ortaya çıkardığı olumsuz etkiler gerek ziyaretçiler gerekse de turist kabul eden toplumlar üzerinde hoşnutsuzluğa yol açmaktadır.(AVCIKURT,1996,119) Oysa turizmde yüksek kalitede bir deneyim ancak doğal kaynakların, çevrenin ve kültürel mirasın korunmasıyla sağlanabilir.(6) Doğal, çevresel, biyolojik ve sosyokültürel kaynakların korunmasına ve kayıpların en aza indirilmesinde, turizm alanındaki faaliyetlerin ve getirilerinin gelecekte de arttırılarak, devamını mümkün kılacak tek yol sürdürülebilir turizmdir. Bunun en iyi şekli de “ekoturizm” olarak kabul görmektedir.

4. SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM KALKINMASI

Sürdürülebilir turizm kalkınması, turizm sektöründe yer alan ev sahipleri ile turist kesimlerinin ihtiyaçlarının bugün varolan kaynakların gelecekte değerlerinin arttırılarak ve korunarak, karşılanmasıdır. (WTO,1998,21) Daha genel bir tanımla, sürdürülebilir turizm, insanın etkileşimde bulunduğu ya da bulunmadığı çevrenin bozulmadan veya değiştirilmeden korunarak, kültürel bütünlüğün, ekolojik süreçlerin, biyolojik çeşitliliğin ve yaşamı sürdüren sistemlerin sürdürüldüğü ve aynı zamanda tüm kaynakların ziyaret edilen bölgedeki insanların ve turistlerin ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçlarını doyuracak şekilde ve gelecek nesillerin de aynı ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri biçimde yönetildiği bir kalkınma şeklidir.

Varlığını tamamen çevre ve insan üzerine kurgulayan turizm endüstrisi için turizmde sürdürülebilirlik, ancak uzun dönemli olmak stratejisi ile anlam kazanabilmektedir. Aksi taktirde, bugünkü kuşakların dahi artık yararlanamadığı turizm kaynaklarından gelecek kuşaklarında yararlanması mümkün olamayacaktır. Sürdürülebilir turizm kavramı turizm ile çevre arasındaki ilişkiye işaret etmektedir. Sürdürülebilir turizmin teknik, mantıksal ve bilimsel anlamda ele alınması turistlerin, turistik yörenin nüfusunun ve toplumların gelişmesi için ahlak ilkelerinin ortaya konmasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca, turizmin doğal çevre elemanlarına olan bağımlılığı; turizm endüstrisinin dikkatli bir biçimde planlanmasını ve yönetimini gerektirmektedir. Turistik ürünü çevresel unsurlara dayandırarak yeşil öğeyi ön planda tutan özel sektör girişimcileri sürdürülebilir turizmden kazanç sağlayabilmektedirler. Sürdürülebilir kalkınma ile turizm arasındaki ilişkiler çevresel değerler üzerinde odaklanmaktadır. Çevre; hava ,su, toprak, yer altı, yerüstü zenginlikleri, bitki-hayvan çeşitliliği ve insanlar arasındaki ilişkiler olduğuna göre, turizm ile doğa ve kültürel çevre arasındaki ilişkiler, çevresel faktörlerin turizm üzerindeki ve turizmin de çevresel faktörler üzerindeki etkileri, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ile turizm endüstrisi arasındaki ilişkiye ışık tutmaktadır.(ÇAVUŞ,TANRISEVDİ, 2000,153)

4.1. Sürdürülebilir Turizm Kalkınmasının İlkeleri

1. Turizm için doğal, kültürel ve diğer kaynaklar halen topluma sağlamakta olduğu yararların yanı sıra gelecekteki kullanımının sağlayacağı yararların devamlılığı için de korunmalıdır.

2. Turizmin kalkınması, turizm alanında sosyo-kültürel sorunlar ya da ciddi çevresel sorunlar yaratmaması için, planlanmalı ve yönetilmelidir.

3. Turizm alanının kapsamlı çevresel kalitesi sürdürülmeli ve ihtiyaçlara göre geliştirilmelidir.

4. Turist memnuniyetinin yüksek seviyesi turistik alanların pazarlanabilirliğinin ve popülerliliğinin gelecekte de sürdürülebilmesi için korunmalıdır.

5. Turizmin yararları, topluma hızlı bir şekilde yayılmalıdır. Toplum- temelli turizm projeleri yerel bölgelere yararların dağıtılmasında önemli bir tekniktir.

6. Yerel ekonomileri desteklemek ve güçlendirmek. Sektör bileşenlerini ve halka sürekli danışmak yoluyla yöre halkının karar mekanizmalarına katılımını sağlayarak, araştırma yapmak.

Sürdürülebilir turizmde esas olan, doğal alanların ve kırsal kesimlerin, geleceğin turizm alanları olarak, turizmin olumsuz çevresel etkisinden korunması, günümüz turizmi içinde turistlerin çevresel sorunları olmayan ortamlarda, doğa içinde turistik etkinliklere katılmasıdır. Tüm bu çabaların gerçekleştirilebilmesinde hükümetlere, özel sektöre, gönüllü kuruluşlara ve bireylere düşen önemli görevler söz konusudur.

4.2. Sürdürülebilir Turizmin Araçları

Sürdürülebilir turizmin gerçekleşmesi için kamu ve özel sektörün kullanabileceği belli başlı araçlar şunlardır:

Kamu sektörü için: Çevre ve doğal kaynakların kullanımında koruyucu, tepkici, akılcı, uygulanabilir, eğitici düzenlemeler ve ölçme metotlarını geliştirmek; Yapı ve inşaat ve diğer altyapı özellikle ulaşım düzenlemeleri; Danışma merkezleri, reklam gibi yöntemler kullanarak talep etkileyici önlemler; Turizmle ilgili diğer sektörlerle bağlantılı iş alanlarındaki, çoğulcu-destekli aktiviteler ve diğer ticaret araçları. (WTO,1998,94-95/115/117)

Özel sektör için: Ürün kalitesine yönelik politikalar, kamu sektörüyle işbirliği içinde çevre koruma düzenlemeleri ve bunu fiyat politikası yardımıyla etkin bir şekilde fiyatlarına yansıtması, Enformasyon-tutundurma politikaları, Dağıtım, yer, erişimde ve personel eğitiminde enformasyon teknolojilerini kullanmaya yönelik politikalar. (HANDSZUH,2001,6/7)

5. EKOTURİZM

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1998 yılı kararıyla 2002 Yılını “Dağlar Yılı” ve WTO- 2000 yılı kararıyla “Ekoturizm Yılı” ilan etmiştir.(7) Kentsel ortamların insan yaşamını olumsuz yönde etkilemesi, bu ortamlarda çalışan ve yaşayan insanların doğal ortamlara olan gereksinimlerini arttırmıştır. Bu nedenle, doğal ve kültürel çevrenin korunması ve geliştirilmesi turistik çekiciliği büyük ölçüde arttırmaktadır. Çeşitli kaynaklarda alternatif turizm olarak tanımlanan, son yıllarda popüler hale gelen ve 21. yüzyıldaki seyahat trendlerinde önemli bir yer edineceği tahmin edilen ekoturizm, kaynağını doğrudan çevreden almakta ve sürdürülebilir turizm çatısı altında ziyaretçilerin çevresel duyarlılıklarına turizm aracılığıyla hizmet etmektedir. Gerçektenden de ekoturizm; ekonomik, toplumsal ve estetik gereksinimleri karşılarken çevresel kaynakların sürekliliğini sağlayarak tatmine dayalı kazançlar aramayı amaç edinen bir turizm yaklaşımıdır.(GODFREY,1996,384) Ekoturizm: Yerleşik toplumların bütünlüğüne, varlıklarına saygılı, ekosistemin korunmasına katkıda bulunarak, en azından ekosistemle uyumlu bir şekilde gerçekleştirilen sorumluluk gerektiren bir doğa seyahat deneyimidir.(BUTLER,BOYD, Seeing...,1996,386)

Daha önceki kısımlarda da ifade ettiğimiz üzere G.O.Ü.’lerin turizme bağlılıklarının daha fazla olması nedeniyle ekoturizm çoğunlukla bu ülkelerde daha yaygın görülmektedir; Bununla birlikte son yıllarda gelişmiş ülkelerde de yaygınlaşmaya başlamıştır.(BUTLER,BOYD, Management...1996,557) Ekoturizm, ekonomik, kültürel ve tarihsel verilere dayalı beklentileri içerir. Geleneksel güneş, deniz, gezme-görme, alanları, turistik alanların doğal ve kültürel dokusunu koruyacak faaliyetler ve programlar ve ziyaretçilerin beklentilerini karşılayacak gelişme planlarıyla desteklenen turistik istasyonlar ekoturizmin bir parçası durumuna gelmişlerdir. Tarihsel turizm anlayışına göre aşırı yapılaşan bölgeler için bu yeni anlayış hem söz konusu bölgeler için hem de el değmemiş bölgelere uygun gelişme olanakları sunmaktadır.

Ekoturizm doğayı koruma özelliğinin yanı sıra, bir yandan ürün farklılaştırması yaratarak daha büyük ve gelişen pazara girilmesini sağlarken bir yandan da dış tanıtımda prestijin artmasını sağlar. Dışsal olarak yeni pazarlar yaratır. ( dönüşümlü mallar; kağıt-cam sanayi, suda çözünen sabunlar, çöp öğütücüsü, düşük voltajlı ampul, elektrik, kalorifer yada çeşmenin otomatik kapanması gibi enerji kullanımını azaltıcı önlemler içeren sanayiler) Bu aynı zamanda (otel endüstrilerinin gelirlerin %5’ni enerji harcamalarında kullandıkları düşünülürse) maliyetlerin de azaltılmasında önemli bir unsurdur.

Ekoturizm ile yaratılmış olan gelir yerel halka doğrudan akar. Oysa geleneksel turizm talebi büyük çaplı organizasyonlara ve gelişmiş kaynaklara doğrudur. Bu nedenle yerel halkın gelişme dışında kalan bölgelerine ekonomik fayda akışı yoktur.(8) Yerel yönetimlerin denetimi altında, çevreye saygılı yapılaşmada yerel mimari özelliklerin korunmasına, arkeolojik kalıntı ve tarihsel yapıların özgün ortamla uyumunun bozulmamasına özen gösteren bu turizm biçimi yeni yapılanma yerine, varolan yapıların yeniden kullanımını özendirir ve yöresel ekonomik uğraşları korur ve geliştirir.

Ekoturizm politika ve stratejilerinin temel hedefleri:

1. Turizm alanında doğal görünümün korunması, arazi kullanımı estetik ve peyzaj.

2. Toprak kirliliğinin, rüzgar ve su erozyonunun önlenmesi

3. Su, Hava ve Deniz kirliliğinin önlenmesi

4. Atıkların minimuma indirilmesi ve alanların doğaya zarar vermeden yok edilmesi

5. Doğa, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması

6. Enerji tüketiminin azaltılması ve rasyonelleştirilmesi

7. Sosyo-kültürel değerlerin korunması

8. Gürültü ve ışık kirliliğinin önlenmesi

Yürütülecek çalışmada; yukarıda ana başlıklardan her biri sürdürülebilir anlayışa paralel olarak tüm turizm sektöründeki altyapı, tesisler, işletmeler ve aktiviteler konusunda dikkate alınmaktadır.(6)

Bugün hala kavramsal tartışmaların sürdürülmesine karşın, Golf, Dağ, Mağara, Yayla, Yat, Sağlık- Kaplıca, Kültür-Ortinoloji (Kuş Gözetleme)-Botanik (Bitki İnceleme), Kamp Karavan Turizm şekilleri en yaygın ekoturizm biçimleri olarak kabul edilmektedir. Sürdürülebilir Turizm ve Çevre Duyarlılığını yansıtan bu uygulamalara dünyadan birçok örnek verebiliriz. Bugün dünyaca ünlü birçok oteller zinciri işletmelerinde, milli park ve vahşi yaşam ortamlarında ve uluslararası antlaşma ve işbirliklerinde, kampanyalarda bu felsefenin uygulamalarını görmek mümkündür. (ÇAVUŞ,2000,156) Örneğin; Costa-Rica, ülkenin çeşitli ekolojik varlıkları, milli parkları ve vahşi yaşam ortamlarının ticarileşmesi karşısında ekoturizm anlayışını geliştirerek günümüzde ülke genelinde eko-sistemin bütünlüğüne zarar vermeyecek bir ortam yaratmayı başarmıştır. Belize, Ekvator, Meksika, Nepal ve Ruanda gibi ülkeler de Costa-Rica örneğini izlemişlerdir. Ancak, bu olumlu çabaların dünyadaki kirliliğin boyutları düşünüldüğünde gelecek için yetersiz olduğu söylenebilir.

Tüketilmeme özelliğine sahip vahşi yaşam kaynaklarının turizm açısından yeniden değerlendirilmesinin çok önemli bir ekonomik potansiyeli olduğu ve bu tür turizmin eğer iyi bir biçimde yönetilirrse uzun dönemde vahşi yaşam koşullarını korumada iyi sonuçlar vereceği gösterilmektedir. Bu, doğal yerleşim koşullarının ortaya çıkardığı tehditlerin yol açtığı bozulma nedeniylegiderek azalan vahşi yaşam kaynaklarının olduğu durumlarda, özellikle önemlidir. (Türkiye- Manyas Kuş Cenneti ) Ekoturizm yaratacağı ekonomik kazançlar bu rasyoneli ortaya koyabilir. Bu turizmin sürdürülebilir olması için iyi bir biçimde yönetilmesi gerekmektedir. Milli Parklar ve Vahşi Yaşam Hizmet Birimlerinin yanısıra turizmle ilgili tüm birimler bu düşünceleri dikkate alarak yönetim stratejileri oluşturmalıdırlar.(Örnek: Avusturalya- Quennsland Milli Parkları) (WILSON, 2001, 279/288)

6. SONUÇ ve ÖNERİLER

Turizme yönelik stratejilerin mümkün olduğunca geniş tüketici kitlelerini çekebilecek ve bu niteliğini sürdürebilecek kriterlere dayandırılması gerekmektedir. Çünkü, turistik ürün çeşitlendirme aynı zamanda yeni bir turistik istasyon, merkez ya da bölge yaratmak anlamına geleceğinden bu da gerek finansman gerekse insan kaynakları bakımından çok büyük yatırımların yapılmasını ve potansiyel turistik kaynakların optimal kullanımını gerektirir.

Turizm hakkında doğru bir imaj yerleşmesi için kamuoyu bilgilendirilmelidir. Yerel halk, yaşadığı bölgenin doğal ve kültürel değerleri sayesinde ekonomik bir gelir elde ederek, kısa zamanda bu değerlerin koruyucusu olacaktır.

Turizm tüm kalkınma sorununa toplu çözüm olarak görülmemeli, kalkınma stratejisinin bir bölümünü oluşturduğu kabul edilmelidir. Sektörün gelişmesinde kaynak israfını önlemek için genel amaçlar çerçevesinde devlet-sektör işbirliği gereklidir. Hızlı gelişen bir sektörde araştırma ve bilgi toplama ikinci plana düşebilmektedir. Bu eksikliğin neden olacağı sorunlar göz ardı edilmemeli, hızlı gelişmenin birtakım dengesizliklere neden olacağı hatırda tutulmalıdır. Ülkede varolan potansiyel, eğitimciler, devlet ve özel sektörün birlikte çabalarıyla, araştırma, planlama ve uygulamanın denetimi ile değerlendirilebilecektir. (HUNTER,1988,92) Turizme yönelik ulaşım kapasite ve alt yapıları açısından incelenerek, çevre-dostu, temiz üretim-temiz ürün felsefesine uygun ve sürdürülebilir turizmi gerçekleşmeye yönelik politika ve stratejilerin ve ilgili teknolojilerin belirlenmesine çalışılmalıdır. Bu politika ve stratejilerin hayata geçirilmesi için gerekli mevzuat, düzenleme ve teşvikler konusuna da yer verilmelidir. Bu konuda ilgili bakanlık yada diğer idari kurumların katılımı ve denetimi de oldukça gerekli ve önemlidir.

Araştırma bölgesinin arz ettiği turizm potansiyeli doğrultusunda talep oluşturmalıdır. Doğal kaynakların zorlanması yerine, bu bölge niteliklerine uyan kitlenin bölgeye çekilmesi gereklidir.

Turizm yatırımları esnek ve gelişmeye açık olmalıdır. Turizm sektöründeki dalgalanmalar atıl durumda kalan turistik potansiyel %100 kullanılmamalı, zaman içerisinde birbirini izleyen ve birbirini tamamlayan işlevler yaşama geçirilmelidir. Her işlevin eklenmesini izleyen süreç içerisinde özellikler kaynaklar açısından doyum noktasının, göreceli de olsa ölçülmesi gerekmektedir. Bunun sonucunda yeni işlevlerin nitelikleri daha net bir biçimde ortaya konabilecek ve uygulanıp-uygulanmama konusunda karar verilebilecektir.

Turizm yoğun bir emek sektörü olduğuna göre ve son ürün ancak insan tarafından sağlanabildiğine göre, turizm kararlarında uygulama aşamasında yerel halka öncelik verilmelidir.

Kendi kendini geliştiren ve başarısını yaratan bir endüstri haline getirmek için turizm, yerel halkın karar vermesine ve yerel kapasitelere dayalı yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak endüstrisi olarak planlanmalı ve yönetilmelidir.

Turistler gittikleri yerin kültürünü dışlamamalı, aynı zamanda yerel halk da kendi kültürünü tanıtmada zorlayıcı olmamalıdır. Ev sahipleri konukların yaşadıkları ortamın benzerini yaratmaya kendilerini zorunlu hissetmemelidir.

Turist, gideceği yerin özellikleri, toplumsal, ekonomik ve fiziksel yapısı ile ilgili ön bilgilere sahip olmak zorundadır ki, oradaki ortama tam anlamıyla katılabilsin. Özellikle toplumsal açılardan rahatsızlıklar çıkmaması için ön bilgilenmesi zorunludur. Ekolojik Turist, gideceği alanla beraber, genel ekolojik bilgiye sahip insan, demektir. Çevresel değerlerin korunmasında gönüllü davranışlarda bulunurlar. Çevreyi koruma amaçlı olduğuna inandığı zaman turist, daha fazla ücret ödemeyi kabullenmektedir. (TÜRKER,1998,165)

Sürdürülebilir turizm olayında, yerine getirilmesi gerekli asgari sağlık ve konfor sağlamaya yönelik altyapının oluşturulması gereklidir. Aynı zamanda yerel malzemenin kullanıldığı, yöresel mimariyi yansıtan mimari ve mevcut yapı stokunun kullanılmasına öncelik verilmelidir. Doğa içine yayılmış, az yoğun yapılardan oluşan mekanların (açık mekan ağırlıklı) oluşturulması gerekmektedir.

Sürdürülebilir turizmin önünde “etkinlik” vardır. Eylem durumunda dinlenme (örneğin; yürüyüş) önerilmektedir. Turizm çeşitliliğine giderek 12 ay gündemde kalması sağlanmalıdır.

Sürdürülebilir turizmin temel ilkelerinden biri de temiz enerji kullanımıdır. (Güneş, rüzgar, biyomas ve jeotermal enerji). Sürdürülebilirlik kavramı altında planlanan kalkınma hızının gerçekleştirilmesi ve toplumsal refahın arttırılmasında gerekli olan enerjinin dinamik bir program içinde alternatif kaynak çeşitliliği içermesi, hem enerji temininde bir darboğaza girilmemesi hem de enerjinin üretim ve tüketiminde bölgesel şartlara uygun çevresel etkilerini minimize eden bir seçim yapılması olanağı sağlayacaktır.

Özellikle çevre ve su ürünleri ile ilgili sorunların çözümü kısa sürede çözümlenemeyeceğinden bölgesel ve uluslararası uzun dönemli işbirliği gerektirir. (Örneğin:Çernobil Nükleer Santrali’nden çıkan radyasyonun tüm Rusya dahil Avrupa’yı etkilemesi) Bu durum koruma ve kalkınma süreçlerini bir araya getirerek öngörme-önleme yaklaşımıyla, doğal kaynakların yok edilmesinde kaynakta mücadeleyi, gelişme projeleri yardımıyla zararlı politikaların sonuçlarının olumsuzluklarını önceden önlenmesini gerektirmektedir.

Ekoturizmin insanları doğaya çekerken, doğanın daha fazla tahribine yol açma tehlikesi de ilgili politikalarda göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka bununla ilgili denetimler oluşturulmalıdır. Amaç, doğanın insana sunduğu değerlerden yararlanılmasını sağlarken, bu değerlerin insanın koruması altında arttırılmasıdır. Gelecekte, dünya turizm hareketinden en karlı çıkacak olanlar doğalarını bozulmadan koruyabilenler olacaktır.

Küreselleşme olgusunun, uluslararası toplumun bu sorunlarla mücadelede sergileyeceği işbirliği ve dayanışma ölçüsünde tüm ülkelerin yararına geliştirilmesi mümkün olabilecektir. Kuşkusuz, küreselleşmenin nimetlerinden zengin ülkeler kadar yoksul ülkelerin de yararlanması uzun dönemli bir hedef olacaktır. Bu hedefe ulaşılmasında, gelişmiş ülkelerin yanı sıra, henüz ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlayamamış olan ülkelere de büyük rol düşmektedir. Zira bu süreç, kapsamlı yapısal değişim politikalarının ve merkezi yönetimlerden ziyade bireylerin refah ve özgürlüğüne öncelik tanıyan yaklaşımların uygulanmasını gerektirecektir. Öte yandan, gelişmiş ülkelerin sağlayacağı yardımlar, ancak küreselleşmenin getirdiği olumsuzluklarla karşı karşıya olan ülkelerdeki yönetimlerin bu sorunlarla mücadeledeki kararlılığı oranında başarılı olabilecektir.

KAYNAKÇA

AKSÜ, M. Seha. “Küresel eğilimlerin Turizm sektörü Üzerindeki Etkisi” ANATOLIA, 1997.

AVCIKURT, Cevdet. “Turizmde Sürdürülebilir Gelişme ve Türkiye”, I. Uluslar arası &VII. Ulusal Turizm Kongresi, (29 Kasım-3Aralık), ADÜ& Kuşadası Belediyesi / TÜRKİYE, 1996.

BUTLER, Richard W., Stephen W. BOYD, “Management Ecotourism: An Opportunity Spectrum Approach”, Tourism Management, Vol. 17, No: 8, 1996.

BUTLER, Richard W., Stephen W. BOYD, “Seeing the Forest Through the Trees”, Practicing Responsible Tourism, Edited by Lynn HARRISON..., WB, USA,1996.

ÇAVUŞ, Şenol, A.TANRISEVDİ, “Sürdürlebilir Turizm ve Yerel Ölçekli Bir Sürdürülebilir Turizm Gelişme Modeli Önerisi”, ANATOLIA Dergisi,Yıl:11, Eylül-Aralık 2000.

FİSUNOĞLU, H.Mahir. “Sürdürülebilir Kalkınma Ve Ekonomi”, Sürdürülebilir Kalkınma El Kitabı, 1991.

GODFREY, Kerry, B., “Towards Sustainability?” Practicing Responsible Tourism, Edited by Lynn HARRISON..., WB, USA, 1996.

HANDSZUH, Henryk F., Quality of Tourism Development, Symposium on Tourism Services, WTO, 22-23 February 2001, Geneva/Switzerland.

HUNTER, Michael R. “An Overview of Canadian Hospitality and Tourism”, Tourism Education Consultation Meeting: I (20-25 June 1988), İstanbul No: 5. TUGEV ve Humber College, No: 5.

KÖLETAVİTOĞLU, Tavit; “Turizmin Dünü-Bugünü”, Görüş Dergisi, Ağustos 1998.

MİDDLETON, Victor TC., Rebecca HAWKİNS, Sustainable Tourism; A Marketing Perspective, Butter Worth-Heinemann Linance House, Jordan Hill, Oxford, 1988, p.76.

OLALI, Hasan. Turizm Politika ve Planlaması, İşletme Fakültesi Yayın No: 228, İstanbul, 1990.

SCHUMACHER, E. F. Çev: Osman DENİZTEKİN, Küçük Güzeldir, Cep Kitapları, 1995.

TUNÇSİPER, Bedriye. “Turizm ve Çevre Sorunlarının Ekonomik Analizi”, I. Uluslararası ve III. Ulusal Turizm Kongresi (29 Kasım-3Aralık), ADÜ& Kuşadası Belediyesi / TÜRKİYE, 1996.

TÜRKER, Nuray. “Çevreye Karşı Duyarlılığın Uluslararası Rekabette Bir Strateji Olarak Kullanılması”, Turizm Sektöründe Rekabet Stratejileri Hafta Sonu Seminerleri, T.C. Erciyes Üniversitesi Hafta Sonu Seminerleri V, Nevşehir (23-25 Ekim 1998).

VİELHABER, Armin; “Türkiye Dikkate Alınarak G.O.Ü.’de Turizm”, Türk-Alman Kurulu Yayın Dizisi: 1995 Seminer, Turizmin Sosyo kültürel/ Ekolojik Etkileri Olumlu Şekilde Yönlendirme İmkanları, 1994.

Hiç yorum yok: